TURHAN: “BİZ, HER DOĞAN ÇOCUĞUMUZUN ZİHNİNE AYASOFYA’NIN AÇILMA İDEAİLİNİ YERLEŞTİRMİŞİZDİR.”

img

Anadolu Gençlik Derneği – Milli Gençlik Vakfı Genel Başkanı Salih Turhan, Anadolu Gençlik Dergisi’nin Ağustos sayısında Ayasofya ile ilgili Selim Atlıhan’ın sorularına cevap verdi.

Anadolu Gençlik Derneği – Milli Gençlik Vakfı Genel Başkanı Salih Turhan, Anadolu Gençlik Dergisi’nin Ağustos sayısında Ayasofya ile ilgili Selim Atlıhan’ın sorularına cevap verdi.

Turhan; “Biz, her doğan çocuğumuzun zihnine Ayasofya’nın açılma idealini yerleştirmişizdir.”

Ayasofya’nın cami olarak kullanılması sizin için neden önemlidir?

Ayasofya Camii, fethin sembolüdür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in müjdelediği fethin sembolü olarak Ayasofya Camii’nin yüzyıllardır Müslüman alemi için önemi çok büyüktür.  Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’u fethettikten sonra Topkapı‘dan şehre girerek doğruca Ayasofya‘ya gitmiş ve orayı kendi parasıyla binlerce altın vererek satın almıştır. Böylece Ayasofya’yı fetih hakkı, şükür nimeti olarak camiye çevirmiştir. Mabedi temizletip tasvirleri kapattıktan sonra ilk Cuma namazını, orada bütün gazilerin sevinç ve heyecanları içinde kılmıştır. Daha sonra Ayasofya’nın kıyamete kadar camii kalmasını yazılı vasiyet ve vakf eylemiştir.

Ayasofya Vakfiyesi, yılda bir kez törenle açılarak, şartların yerine getirilip getirilmediği bizzat Fatih Sultan Mehmet tarafından kontrol edilmiştir. Eksiklik varsa tamamlanması konusunda uyarılar yapılmış ve eksiklikleri gidermeyenler cezalandırılmıştır. 65,30 metre uzunluğunda ve 38 santimetre eninde olup Arapça yazılmış olan Ayasofya Vakfiye’si Besmele ile başlayıp, hamd, sena ve methiye ile devam etmektedir. Akabinde vakfedilen menkul ve gayrimenkullerin bulunduğu asıl olan ‘mevkuf’, vakfın nasıl işletileceği ve görevlilerle ilgili ‘vakfın şartları’, olası değişikliklerle ilgili ‘vakfın rücu şartları’, vakfı bozacaklarla ilgili ‘beddua’ ve hukuki işlerle ilgili ‘kadı hükmü’ isimli 6 bölümden oluşmaktadır. Vakfiye de Ayasofya’da sürekli Kur’an okunacağı yazmakta ve yetimlere günlük 100 akçe ayrılacağı belirtilmektedir.

Bu vasiyet ve vakfiye doğrultusunda yüzlerce yıl çok büyük hayırlı işler yapmıştır. Ayasofya’nın gelirleri ile birçok kurum kurularak pek çok hayırlı hizmet yapılmıştır. Ayasofya Vakfiyesi 12 cami, aşevi, şifahane yerlerini içermektedir. Ayasofya Camii, Fatih Camii, Zeyrek Camii, Şeyh Vefa Zade Camii, eski İmaret Camii, Darülfeth Camii, Kule-i Cedide Camii, Darüşşifa, Darüt-talim, İmaret-i Amire, İmaret-i Amire mutfağı ve medreselerine ödenek ayrılmıştır. Bu mabetlerin tamamı hayır üzerine kurulmuş, hayırda bir medeniyet örneği oluşturulmuştur.

Ayasofya Vakfiyesi, Ayasofya’nın halen bir cami olduğunun en önemli belgesidir. Vakfiye’de amacı doğrultusunda kullanılanlara dua edilirken, amacı dışında kullanılanlara da beddua edilmektedir. Ne yazık ki 65 metre uzunluğundaki Ayasofya Vakfiyesi’nin bir kısmı sergilenmek üzere 1950'li yıllarda İngiltere'ye gönderilmiş ve ilk 3 metresi İngiltere’de çalınmıştır.

Fatih’in vakfiyesinden ve mirasından hareketle Erbakan Hocamız her konuşmasında “Milli Görüş, Fatih’in inancıdır” sözleriyle aslında bize çok önemli bir sorumlulukta yüklemektedir. Fatih’in bıraktığı bu mirasın korunması adına, vakfiyenin özünde yer alan hayır işlerinin devam etmesi adına Ayasofya’nın cami olarak ibadete, inanlara ve insanlığa açılması bizim ve tüm Müslüman alemi için çok önemli bir husustur.

 

On yıllardır devam ettirdiğiniz bir Ayasofya mücadelesi vardı. Bu mücadeleyi biraz anlatır mısınız? Bu uğurda neler yaptınız?

Milli Gençlik ve Anadolu Gençlik, yarım asırdır Ayasofya Camii’nin önünde “Fetih Namazı”nda bir araya gelerek, Ayasofya’nın Fatih’in emaneti olarak aslına dönmesi için safları sıkılaştırarak kıyama durmuştur. 1967’de MTTB’nin Ayasofya’nın özüne dönmesi ile ilgili yaptığı eylemler gençliğin Ayasofya Camii’ne duyduğu özlemin ilk örneklerindendir.

Merhum Başbakan ve Mili Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız, 1970’li yıllardan itibaren düzenlediği mitingler ile Ayasofya’nın tekrardan aslına dönmesi gerektiğine vurgu yapmış, her konuşmasında Ayasofya’nın açılması gerektiğini belirtmiş ve konuşmalarına, Fatih’in inancı ve duruşuyla, “Ayasofya’da buluşmak duasıyla” son vermiştir.

Erbakan Hocamızın "Ayasofya, hakkın batıla galebesinin sembolüdür" ifadeleriyle yaşamı boyunca inandığı dava uğrunda inancından zerre kaybetmediğini göstermiş ve Ayasofya’nın elbet bir gün özgürlüğüne kavuşacağını ve bunun için Anadolu Gençlik ve Milli Görüş mensuplarının, canla başla çalışması gerektiğine her konuşmasında vurgu yapmıştır. Ayasofya’nın camii olarak ibadeti açılması için Anadolu Gençlik mensupları her platformda gür bir sesle haykırmıştır. Her yıl on binlerce insanımız ile camii yanında sabah namazını kılarak dualar edilmiştir. 15 Milyon imza toplayarak toplumun tüm kesimlerinin Ayasofya’nın cami olarak özgürlüğe kavuşması gerektiği konusunda desteğini almıştır.

 

Kutlu bir mücadele sonucunda Ayasofya nihayet cami olarak tekrar açıldı. Bu konuda neler söylersiniz?

Danıştay’ın Ayasofya Camii kararını Rabbimiz hayırlı mübarek eylesin. Milli Gençlik olarak yıllardır kapılarında hasretle beklediğimiz, açılması için gayret ettiğimiz ecdadın emanetinin aslına kavuşturulması ülkemiz ve milletimiz için önemli bir adımdır. Ayasofya Camii'nin açılması için yıllarca mücadele eden başta rahmetli Erbakan Hocamıza, teşkilat mensuplarımıza, milli şuurla adım atan Danıştay üyelerine, TBMM'de ortak bir tavırla hareket eden iktidar ve muhalefet mensuplarına, Sayın Cumhurbaşkanına teşekkür ederim.

Milli Gençliğin mücadele tarihinde önemli bir yeri olan Ayasofya Camii'nin esaretinin bitmesi göstermiştir ki Hak yolda gösterilen mücadelenin boşa gitmeyeceğini, geç de olsa Hak yerini bulacağını ortaya koymuştur.

Siz Ayasofya mücadelesi verirken şartlar nasıldı? O dönem içinde bu konuda yaşamış olduğunuz zorlukları ve karşılaştığınız sıkıntıları biraz anlatabilir misiniz?

Bizler yarım asırdır Ayasofya Camimizin yanındayız. Ayasofya Camimizin yanında olmak İstanbul’umuzun yanında olmaktır. İstanbul herhangi bir metropol kent değildir. İstanbul, dünyanın gidişatına yön vermiş, İslam âlemine payitahtlık yapmış, İslam birliğinin ve İslam kardeşliğinin timsali olmuş bir şehirdir. İstanbul, Mekke’nin, Medine’nin ve Kudüs’ün teminatı olmuş bir beldedir. İstanbul, Endonezya’dan Fas’a İslam coğrafyasının bağımsızlığının garantörü olmuş bir merkezdir.

İslam coğrafyasının göz bebeği İstanbul’da bulunan ve içerisinde 478 yıl namaz kılınan, ümmetin gözde mabedi olarak Müslümanların Dünya’nın dört bir yanından akın ettiği Ayasofya Camii 1931'de kapatılmıştır. Hemen akabinde Amerika Bizans Enstitüsü'nün kurucusu Amerikalı arkeolog Thomas Whittemore, Ayasofya'daki mozaiklerin tekrar ortaya çıkarılması için Türkiye'deki yeni yönetimden izin istemiştir. Verilen izin sonrası başlayan çalışmalar 15 yıl sürmüş ve 1947'de tamamlanmıştır. Çalışmalara başladıktan kısa bir süre sonra, hâlihazırda kapatılmış olan Ayasofya'nın, 24 Kasım 1934 Bakanlar Kurulu’nda ki sahte bir imza ile müze olarak yeniden açılmasına karar verilmiştir. Bu karardan sonra 86 yıl boyunca Ayasofya Camii, özgürlüğüne kavuşacağı günü beklemiştir.

Senelerdir vicdanları rahatsız eden bu zilletten kurtulmak adına kimsenin gündeminde Ayasofya Cami meselesi yokken, hamd olsun Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız, Milli Gençlik ve Anadolu Gençliği, ajandasından ve dilinden Ayasofya Camii’ni hiç düşürmemiş Fatih’in vasiyeti zihinlerde hep taze tutulmuştur.  Anadolu Gençlik Derneği, Milli Gençlik Vakfı kurulduğu günden bugüne Ayasofya noktasında bizim hep mücadelemiz olmuş, mücadelemiz şiirlerimize, ezgilerimize, marşlarımıza da yansımıştır. Biz, her doğan çocuğumuzun zihnine Ayasofya’nın açılma idealini yerleştirmişizdir.  Biz, bu sürecin içerisinde hep akıntıya karşı mücadele verdik. Ayasofya önünde mitingler gerçekleştirdik. Sabah namazı, öğle namazı programları yaptık. İmza kampanyaları başlattık. Halkımızın bu noktadaki talebi Ayasofya’nın açılmasıdır diye 15 milyondan fazla imzayı topladık. Teşkilatlarımız Anadolu’nun her köşesinde stantlarını kurarak Ayasofya’nın cami olarak açılması için tavırlarını koymuş oldular. Milli Görüş Hareketi olarak bizler sürekli Ayasofya’nın açılması için gayretimizi ortaya koyduk ve Rabbimize hamdolsun ki verdiğimiz mücadele neticesinde bugün Ayasofya özgürlüğüne kavuştu.

Ayasofya nöbetiniz bitti mi ve sırada yeni merhaleleriyle başka nöbetler var mı? Varsa eğer bunu bize anlatır mısınız?

Bugün Ayasofya Camii’nde zincirler kırılmış ve özgürlüğüne kavuşmuştur. Aynı inançla ve aynı azimle Kudüs, Gazze, Keşmir, Arakan, Doğu Türkistan ve mazlum coğrafyalarda zincirlere vurulmuş mabetler, insanlar ve düşüncelerin zincirlerinin kırılma vaktidir.

Bugün, dünden daha fazla çalışma ve Peygamberimizin, Sahabe Efendilerimizin, Selahaddin Eyyubi’nin, Fatih Sultan Mehmet’in, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın düsturuyla; gün mazlum coğrafyalardaki kan ve gözyaşını sonlandırma, aynı inanç ve aynı azimle huzur ve barışı bu coğrafyalara götürme vaktidir. Gün yeni fetihler yolunda özgür Mescid-i Aksa’da buluşma ve kıyama durma vaktidir.

Bu sebeple İstanbul’un fethini iyi anlamak gerekir. İstanbul’un Fethini anlamak demek Mekke’nin fethini anlamak demektir. Mekke’nin fethini anlamak,  müşriklerin gönüllerini bir çırpıda fetheden Resulullah (s.a.v.)’in Kâbe’yi putlardan temizlemesi gerçeğinin anlaşılabilmesidir.

İstanbul’un fethini anlamak, Müslümanların asırlar boyu, İslam’ın adaletini, hakkaniyetini, güzelliğini, Kur’an’ın ışığını yaymak için kıtalar dolaştığı, Endülüs’te medeniyetler inşa ettiği, Basra’da, Şam’da ilim yuvaları kurduğu tüm fütuhat iklimlerini de anlamak demektir. İstanbul’un fethini anlamak Mekke’nin, Diyarbakır’ın, Kudüs’ün, Anadolu’nun, İstanbul’un fetihlerine sahip çıkmaktır.

Anadolu Gençliği, tüm insanlığın saadeti için çalışmalarını sürdürmekte ve mücadelemiz Allah’ın izniyle kıyamet sabahına kadar sürecektir. Bu süre zarfında bayrağı devralan, dava inancıyla donatılmış gençliğin, gönüllerin fethi nöbetinin hiç bitmeyeceği inancını taşıyoruz.

Ayasofya üzerinden gençlere neler söylersiniz?

Bizler Ayasofya Cami’ni, Fatih’in gençlere bir mirası olarak görüyoruz. Sultan Fatih, yaşamıyla gençlere örnek olmuş, gençliğini Allah yolunda en güzel şekilde geçirmenin gayreti içerisinde yer almış ve genç yaşında Peygamberimiz(s.av.)’in övgüsüne mazhar olmuştur.  Bizim için her genç bir Fatih’tir. Bundan dolayı da her genç, Fatih Sultan Mehmed Han’ın inancıyla Allah yolunda Peygamberimiz(s.a.v.)’in övgüsüne mazhar olmak için kendisini yetiştirmesi gerekmektedir. Fatih, 21 yaşında İstanbul’u fethederek çağ kapatıp, çağ açarken 6 dil biliyordu. Küçük yaşta tahsiline ve yetişmesine çok ehemmiyet verilen Şehzade Mehmed devrin en mümtaz alimlerinden ilim öğrendi. Okumaya başlayacağı gün Çandarlı Halil Paşa kendisine sırmalı bir cüz kesesi gönderdi. İlk hocası Molla Yegan‘dı. Daha sonra meşhur din ve fen alimi zahiri ve batıni ilimlerde mütehassıs Akşemseddin hazretlerinin terbiyesine verildi.

On bir yaşına geldiğinde idarî yönden tecrübe kazanması için Manisa sancak beyliğine tayin edildi. Tahsiline çok önem verildi­ğinden Molla AyasMolla Gürani gibi devrin meşhur alimleri ya­nında bulunuyor ve kendisine hususi dersler veriyorlardı. Matematik, hendese (geometri), hadis, tefsir, fıkıh, kelam ve tarih ilimlerinde fevkalade yetişti. İlme, sanata ve ilim adamlarına çok kıymet verirdi. Zihniyeti ve tabiatı itibariyle ile­ri hamleden hoşlanan, terakki ve medeniyetten zevk alan bir pâ­dişâhtı.

Tıpkı askerî fetihleri gibi, ilim adına açtığı savaşta da bir âlimler, sanatkârlar ordusu kurdu ve bu muhteşem orduya kendisi serdâr oldu. Yeni devletin kurulması plânının icrasında eğitim ve öğretimin tesir ve önemini her şeyden üstün tuttu. Maârif sistemini kânunla tanzim ederek ulemâ sınıfı diye tanınan ve idarenin teme­lini meydana getiren diyanet ve hukuk kurumlarını teşkilâtlandırdı. Devlet idaresini ve bunun ilmîleştirilmesini esas aldı.

Aklî ve naklî ilimlerde söz sahibi olan âlimleri İstanbul’a topladı ve onların talebe yetiştirmesi için medreseler kurdu. Devrinde yetişen bü­yük âlim ve sanatkârlar mühim eserler verdiler. Fıkıh ilminde Molla Hüsrev, tefsirde Molla Gürânî, Molla Yegan, Hızır Çelebi, Matematikte Ali Kuşçu, kelâmda Hocazade, zamanının büyük âlimlerindendi ve ül­kesine Dünyanın dört bir tarafından âlimler akın ederdi.

Bu sebeple, gençliğimizin her alanda Fatih gibi donanımlı olması gerekir. Artık fetihler cenk sahalarında değil, teknolojiyle, bilgiyle ve en önemlisi de gönüllerin fethiyle olmaktadır. Eğer ülkemizi, coğrafyamızı ve dünyamızı güzelleştirmek, Yeni Bir Dünya’nın hayalini kuruyorsak bu doğrultuda gençliğimize yön vermemiz gerekiyor ve gençliğimizin bu doğrultuda kendisini yetiştirmesi gerekiyor.