image

Anadolu Gençlik Derneği Şubesinin düzenlemiş olduğu iftar programı yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Programa katılan Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ve Milli Gençlik Vakfı (MGV) Genel Başkanı Salih Turhan, “Milli Görüş bir medeniyet projesidir. Bugün İngiliz-Yahudi anlayışının bir ürünü olan Batı uygarlığı insanlığa saadet getirememiştir. Budist-Uzak Doğu uygarlıkları da insanlığa bir saadet getirememiştir. Milli Görüş’ün tüm dünyayı kuşatmasıdır. Milli Görüş, her renkten, her ırktan, her dilden insanı kendine muhatap kabul eden kutlu bir yürüyüştür. Milli Görüş, Ankara’yı, Bağdat ile Şam ile Tahran ile Beyrut ile Kahire ile barış ve kardeşlik için bir masanın etrafında bir araya getirebilecek yegâne görüştür. Ve Milli Görüş, bu coğrafyada akan kanın gerçek sebebinin ABD, AB ve İsrail olduğunu ifade edebilen yegâne görüştür. Irkçılık ve mezhepçilik yapmadan hak ve adalet ekseninde bir birlikteliği hedeflemeyen her çözüm arayışı çözülme sürecinin bir paçası olur. Bu coğrafyanın parçalanmaya değil birliğe ihtiyacı vardır. Birlik bir ırkın, bir mezhebin dayatılmasıyla değil hak ve adaletin tesis edilmesiyle olur” dedi.

“Milli Görüş Her Renkten Her Irktan İnsanı Kedine Muhatap Kabul Etmiştir”

Şimdi burada hem Antalya’nın hem de Türkiye’nin sınırlarını aşacağız diyen Turhan,  “Ki zaten Antalya’da yaşamak zihinlere çizilmiş sınırları aşmakla mümkün olur. Çünkü biz Milli Görüşçüyüz. Milli Görüş, ülke sınırlarını aşan bir topluluktur. Milli Görüş, çağını aşan bir topluluktur. Milli Görüş’ün önemi kemiyetinden değil keyfiyetindendir. Milli Görüş bir medeniyet projesidir. Bugün İngiliz-Yahudi anlayışının bir ürünü olan Batı uygarlığı insanlığa saadet getirememiştir. Budist-Uzak Doğu uygarlıkları da insanlığa bir saadet getirememiştir. Ve maalesef İslam coğrafyası kendi değerlerinden kopmanın neticesinde Batı Uygarlığı ile Uzak Doğu uygarlıkları arasında -tabir yerinde ise -yara bere içersinde sıkışıp kalmış bir vaziyettedir. Hem bu coğrafyanın insanlarının, hem Batı’nın hem de Uzak Doğu’nun yeni bir aydınlanmaya ihtiyacı vardır. Bu aydınlanma elbette kadim bir gelenek olan Milli Görüş’ün tüm dünyayı kuşatmasıdır. Milli Görüş, her renkten, her ırktan, her dilden insanı kendine muhatap kabul eden kutlu bir yürüyüştür.

Bugün Dünya’da yaşayan 7 milyar 600 milyon insanın tek tek her birini kendine muhatap kabul eden, her birinin barış ve huzur içerisinde yaşamasını arzu eden bir inancın mensupları olarak bir aradayız. Milli Görüş sadece Türkiye’ye değil, hem Suriye’ye, hem Irak’a, hem Mısır’a, hem İran’a yöneltilmiş bir kurutuluş, kardeşlik ve adalet çağrısıdır. Milli Görüş sadece Asya’ya, Afrika’ya ya da Güney Amerika’ya değil, hem Avustralya’ya, hem Avrupa’ya hem de Kuzey Amerika’ya yöneltilmiş bir kurtuluş, kardeşlik ve adalet çağrısıdır. Çünkü Milli Görüş, Müslüman olsun ya da olmasın bu ülkede, bu coğrafyada ve bu gezegende insanca yaşamanın herkesin hakkı olduğunu ifade eden tek görüştür” diyerek Milli Görüşe olan ihtiyacı dile getirdi.

Coğrafyamızda Yaşanan Olayların Hiçbiri Tesadüf Değildir

Bugün dünyada insanlığa barış, huzur ve refah getirmek üzere kurulduğu söylenen üç yapının olduğunu söylen Turhan, “ Bu yapıları Birleşmiş Milletler (BM),  Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF)’ dur. Fakat bu üçlü yapı ırkçı emperyalizmin oyuncağı olmaktan öteye gidememiştir. Bu üçlü yapı dünyanın yer altı ve yer üstü zenginliklerini fakir coğrafyalardan alıp kuzeyin zengin ülkelerine transfer etmenin ötesinde bir fonksiyon görmenin dışına çıkamamıştır. Bu üçlü yapı yeryüzündeki adaletsizliği, zengin-fakir arasındaki uçurumu, yoksulluğu, yoksunluğu,  kan ve gözyaşını artırmanın dışında bir fonksiyon icra edememiştir.

 Bugün feraset sahibi herkes biliyor ve anlıyor ki barışa, adalete, refaha teminat olacak diyerek kurulan bu üçlü yapı ancak ve ancak şunların teminatı olmuştur. Birinci olarak bir terör devleti olan İsrail’in teminatıdır. İkinci olarak bir sömürü ve temerküz aracı olan faize dayalı bankacılık sisteminin teminatıdır. Ve son olarak da kendilerinden olmayan tüm insanlığı köleleştirmek isteyen Siyonizm düşüncesinin teminatıdır. Bugün Yemen’de yaşanılanlar tesadüf değildir. Irak’ın, Libya’nın, Afganistan’ın içinde bulunduğu durum tesadüf değildir. Suudi Arabistan’ın ABD’nin boyunduruğu altında oluşu tesadüf değildir. Bugün Suriye’de yaşananlar tesadüf değildir. Ramazan Ayı başında maddeleri gündeme düşen Asrın Anlaşması tesadüf değildir.  Müslüman kanı akıtmaktan çekinmeyen taşeron terör örgütlerinin İsrail’e karşı tek bir kurşun sıkmamaları tesadüf değildir. Müslüman kanı akıtmaktan çekinmeyen taşeron terör örgütlerinin İsrail’e karşı tek bir kurşun sıkmamaları tesadüf değildir. Bin yılı aşkın bir süredir kardeş olarak yaşayan bir milletin, ırk ve mezhep kavgalarının içine çekilmesi tesadüf değildir” dedi.

“Hakkı Üstün Tutarak Bir Arada Yaşamak Mümkündür”

Coğrafyamızda işletilen süreç Büyük Ortadoğu Projesi olduğunun altını bir kez daha çizen Turhan, “Varılmak istenen nokta Büyük İsrail Devleti’nin kurulmasıdır. Bu projelerin ardında ırkçı emperyalizm ve Siyonizm vardır. Bu şer odakları hedeflerine varabilmek için günün 24 saati, haftanın 7 günü,  yılın 12 ayı hiç durmaksızın çalışıyorlar. Şimdi bu günün 24 saati, haftanın 7 günü,  yılın 12 ayı hiç durmaksızın çalışan şer odaklarına karşı bizim de vazifemiz günün 24 saati, haftanın 7 günü, yılın 12 ayı hiç durmaksızın mücadele etmektir. Bu mücahede için inanç lazım, aşk lazım, heyecan lazım. İnancın, aşkın ve heyecanın adı Milli Görüş’tür. Milli Görüş, Ankara’yı Londra’ya, Paris’e, Washington’a, Tel-Aviv’e tekmil vermekten kurtarabilecek yegâne görüştür.  Milli Görüş, Ankara’yı, Bağdat ile Şam ile Tahran ile Beyrut ile Kahire ile barış ve kardeşlik için bir masanın etrafında bir araya getirebilecek yegâne görüştür. Ve Milli Görüş, bu coğrafyada akan kanın gerçek sebebinin ABD, AB ve İsrail olduğunu ifade edebilen yegâne görüştür.

Irkçılık ve mezhepçilik yapmadan hak ve adalet ekseninde bir birlikteliği hedeflemeyen her çözüm arayışı çözülme sürecinin bir paçası olur. Bu coğrafyanın parçalanmaya değil birliğe ihtiyacı vardır. Birlik bir ırkın, bir mezhebin dayatılmasıyla değil hak ve adaletin tesis edilmesiyle olur. Yaklaşık yüz yıldır yürütülen inkâr ve asimilasyon politikalarının sonucu ortadadır. Irkçılık karşı ırkçılığı doğurur. Mezhepçilik karşı mezhepçiliği doğurur. Biz aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz. Aynı yağmurda ıslanıyoruz, aynı güneşte ısınıyoruz. Hakkı üstün tutarak bir arada yaşamak mümkündür. Yaşama hakkı, inanç ve düşünce hürriyeti, neslin korunması hakkı, alın korunması hakkı ve mülkiyet hakkı her insan içindir. Milli Görüş, bir inancı herkese dayatmak değil, kişi hangi inançtan olursa olsun onun hak ve hukukunu korumaktır. Bundan daha birleştirici, bundan daha kaynaştırıcı bir unsur olamaz. İşte bu yüzden Milli Görüş bu coğrafyanın teminatıdır” diyerek çarpıcı açıklamalarda bulundu.

“Psikolojik Tedavi Alan İnsan Sayısı Artıyor”

Öte yandan ülkemiz hızla toplumsal bir çöküşe doğru ilerlemektedir diyen Turhan, “Tarım ve hayvancılığın bitirilmesi, köyden kente göçü hızlandırmıştır.  Şehirlerimizin mahalle dokusu kentsel dönüşüm denilen bir süreç ile imha edilmektedir. Türkiye büyüyor deniliyor. Evet, göğe doğru yükselen bir kentleşme kastediliyorsa bu doğrudur.  Gökdelen, Rezidans ve AVM sayısı artıyor. Aileler çözülüyor, boşanma oranları artıyor. Psikolojik tedavi alan insan sayısı artıyor. Akıl ve ruh sağlığı hastaneleri %100 doluluk oranına ulaşmıştır. Kullanılan antidepresan tüketimi %160 artmıştır. Sadece 2016 yılında 37 milyon kutu antidepresan ilaç tüketilmiştir.  Alkol, uyuşturucu ve madde bağımlılığı artıyor. Uyuşturucu kullanımı 11 yaşın altına düşmüştür. Tutuklu ve hükümlü sayısı artıyor. Cezaevlerinde 230 bin kadar tutuklu ve hükümlü var.  Denetimli serbestlik altında 330 bin yükümlü bulunuyor. Suça sürüklenen çocuk sayısı her geçen dönem artıyor.  Huzurevlerinde kalan insan sayısı artıyor. İntihar vakaları artıyor. 2017 yılında toplam 3069 intihar vakası olmuştur. Yani her 2 buçuk saatte bir intihar yaşanmaktadır. Şimdi bu verilerin artması, sadece nüfus artışıyla izah edilmez. Çünkü bu sıkıntıların her birinin önceki yıllara göre oranları da kat kat artmaktadır. Evet, Türkiye’de bir şeyler büyümektedir, ahlaki yozlaşma, toplumsal çürümüşlük, borca esir olma ve geleceğe dair kaygılar büyümektedir. Tarım desteklenmeden, hayvancılık desteklenmeden, üretim maliyetleri düşürülmeden, emeğin karşılığı artırılmadan, yerli sanayi geliştirilmeden, transfer teknolojiden kurtulmadan, inovasyon ve AR-GE çalışmalarına yatırım yapılmadan, mesleki eğitim teşvik edilmeden, en önemlisi adalet, barış, huzur ve özgürlük ortamı tesis edilmeden bu gidişat değiştirilemez” diyerek konuşmalarını noktaladı. 


Facebook Twitter

Şubelerimizi ziyaret edin!

Anadolu Gençlik Derneği şubelerinde sizi bekliyor.


11 Ocak

Hak ve Adalet Konferansı

19:30
12 Mayıs

Dünya Kudüs Günü

00:00
08 Nisan

Grafik Tasarım ve Baskı Süreçleri Eğitimi

00:00
21 Aralık

Kantin Buluşmaları

00:00
20 Kasım

Asr-ı Saadet Dersleri

00:00

Yukarı