image

ABD, hem kundakçı hem itfaiyeci

AGD Genel Başkanı Salih Turhan, Suriye konusunda uyarı içeren çarpıcı bir tespitte bulundu… Turhan, ABD’nin Suriye’de sinsi bir şekilde stratejik adımlar attığını söyleyerek, sömürge ülkesinin hem kundakçı hem de itfaiyeci rolüne büründüğünü söyledi.

Anadolu Gençlik Derneği (AGD), mart ayı genişletilmiş bölge ve şube başkanları toplantısını büyük bir heyecanla gerçekleştirdi. Ankara’da yapılan programın açılış konuşmasını gerçekleştiren AGD ve MGV Genel Başkanı Salih Turhan, “Suriye’de, Yemen’de kaos devam ediyor. Irak’ta huzur ve güven ortamı tesis edilmiş değil. Mescid-i Aksa, Kudüs ve Filistin konusunda da henüz bir ilerleme yok” dedi.

ABD HEM KUNDAKÇI HEM İTFAİYECİ

Konuşmasına, vefatının 7. sene-i devriyesi sebebiyle Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan’ı anarak başlayan Turhan, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere değindi. Turhan, “Hamas yalnızlığa itiliyor. İran ve Suudi Arabistan arasındaki gerilim düşürülmüş değil. Cenevre, Astana ya da Soçi görüşmelerinden bölgede barışa dair çıkan bir karar da yok. ABD hem kundakçı hem de itfaiyeci. Doğu Guta’da sivil ölümlerine dair haberler geçiyor. Birleşmiş Milletler, 2012’de ve 2017’de Kuzey Kore’nin Suriye’ye kimyasal silah malzemesi gönderdiğini iddia ediyor. Daha önce de aynı iddialar Irak’ın işgali öncesinde yapılmıştı. Doğu Guta’da 400 bin kadar nüfus yaşıyor. Putin, muhaliflerin Doğu Guta’yı üs olarak kullandıklarını söylüyor. Lavrov, muhaliflerin sivillerin bölgeyi terk etmesine izin vermediğini ve sivilleri kalkan olarak kullandığını söylüyor. Avrupa Birliği sözcüleri, Rusya, İran ve Türkiye’ye çatışmalara son verin diye çağrıda bulunuyor. Bu çağrıda her nedense ABD telaffuz edilmiyor. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğünden bahsetse de Şam’la oturup konuşacak gibi durmuyor. İsrail’in Filistin’de olduğu gibi GolanTepeleri’ndeki işgali de devam ediyor. Çok stratejik su kaynakları var orada. Suriye’de mevcut yönetime karşı atılan her adım neticede İsrail’e yarıyor” şeklinde konuştu.

NBŞ YAVAŞ YAVAŞ TATLI BİR ŞEKİLDE ÖLDÜRÜR

2016 yılında Anadolu’da 2 milyon 619 bin 403 kişinin köyünü bırakıp büyükşehirlere göç ettiğinin altını çizen Turhan, “Nerdeyse bir yılda oluşan bu rakam, yedi yılda Türkiye’ye gelen Suriyelilerin sayısına erişecek. Türkiye’de görünürde bir savaş yok ama hızla toprak insansızlaştırılıyor ve insanlar topraksızlaştırılıyor. 14 Şeker fabrikası birden satışa arz edildi. Henry Kissenger, petrolü kontrol eden hükümetleri, gıdayı kontrol eden insanları kontrol eder diyor. Biz, Türkiye’de tarım ve hayvancılıkla ilgili üretim yapan tesislerin satışını bir güvenlik meselesi olarak algılıyoruz. Bu özelleştirmeler bu tesislerin modernize edilip daha çok verimli hale getirilmesinden ziyade işçilerin tasfiye edilip bir müddet sonra kapatılmasına zemin hazırlıyor. Toprak, insanları beslediği için değerlidir. Amerika, ihtiyacının kat kat fazlası mısır üretiyor. Bu mısırı Türkiye gibi ülkelere ihraç ediyor. Türkiye gibi ülkelerde de ABD’den mısır alabilmek için yerli üretim kısıtlanıyor. Mısır’dan nişasta bazlı şeker elde ediliyor. Yüksek fruktozlu glikoz şurubu elde ediliyor. Yavaş ve tatlı bir şekilde öldüren nişasta bazlı şeker kanserojen bir maddedir. Köylerimiz boşalıyor. İnsanlar metropollerde rezidans, gökdelen ve toplu konutlarda istifleniyor. Köylerin boşlaması pek kimsenin umurunda değil gibi. Nasılsa ihtiyaçlarımızı marketlerden temin ediyoruz. Bugün yerli üretimi engellemek için ucuza satılan gıda maddeleri yarın yerli üretim bittiğinde fahiş fiyatlara satılacaktır. Böyle bir ülkede gıdaya ulaşmakta sıkıntı çekeceğiz” dedi.

28 ŞUBAT, TÜRKİYE’YE YAPILMIŞ BİR DARBEDİR

28 Şubat sürecinin Türkiye’yi ABD, AB ve İsrail’in boyunduruğunda tutmak için işletildiğini belirten Turhan, “Bu süreç ekonomiye müdahaledir, Türkiye’nin faize dayalı ekonomik sistem içerisinde kalması için işletilmiştir. 28 Şubat sürecinin ekonomi ile ilintisini ortaya koymayan analizlerin tümü 28 Şubat sürecini işletenlerin durduğu yere su taşımak olur. Bu süreç ülke içinde planlanmamıştır. İçerdekiler sürecin aktörleridir yani oyuncularıdır. Çeşitli menfaatler karşılığında bilerek ya da bilmeden bu senaryoda rol almışlardır. Hem kendilerine hem de bu ülkenin geleceğine yazık etmişlerdir. Sürecin asıl planlayıcısı ABD, Avrupa Birliği ve İsrail’de bulunan üst akıldır. Biz bu akla ırkçı emperyalizm diyoruz. 28 Şubat sürecinde asıl hedef Milli Görüş fikriyatı olmuş, bu fikriyatı güçsüz bırakıp etkisiz hale getirmek için de Milli Görüş’e destek olan mütedeyyin camianın yaşam tarzına karşı harekete geçilmiştir. 28 Şubat, Türkiye’ye yapılan bir darbedir” açıklamalarında bulundu.



Şubelerimizi ziyaret edin!

Anadolu Gençlik Derneği şubelerinde sizi bekliyor.


31 Mayıs

Test

22:22
08 Nisan

Grafik Tasarım ve Baskı Süreçleri Eğitimi

00:00
01 Şubat

Şehitler Haftası

00:00
00

Kış Etkinlikleri

00:00
00

Okuma Grupları

00:00
13 Mayıs

Fetih ve Gençlik Şöleni

00:00
13 Mayıs

Ayasofya Camii Fetih Namazı

00:00
18 Mart

İnananların Zaferi ÇANAKKALE

00:00
12 Mayıs

Dünya Kudüs Günü

00:00
20 Kasım

Asr-ı Saadet Dersleri

00:00

Yukarı