image

“Milli Görüş Tüm Dünyaya Gönderilmiş Kurtuluş, Kardeşlik ve Adalet Çağrısıdır”

İngiliz-Yahudi anlayışının bir ürünü olan Batı uygarlığı insanlığa saadet getiremediğinin altını çizen Turhan, “Budist-Uzak Doğu uygarlıkları da insanlığa bir saadet getirememiştir.

Ve maalesef İslam coğrafyası kendi değerlerinden kopmanın neticesinde Batı Uygarlığı ile Uzak Doğu uygarlıkları arasında -tabir yerinde ise -yara bere içersinde sıkışıp kalmış bir vaziyettedir.

Hem bu coğrafyanın insanlarının, hem Batı’nın hem de Uzak Doğu’nun yeni bir aydınlanmaya ihtiyacı vardır.

Bu aydınlanma elbette kadim bir gelenek olan Milli Görüş’ün tüm dünyayı kuşatmasıdır.

Milli Görüş, her renkten, her ırktan, her dilden insanı kendine muhatap kabul eden kutlu bir yürüyüştür” diye konuştu.

Milli Görüş sadece Türkiye’ye değil, hem Suriye’ye, hem Irak’a, hem Mısır’a, hem İran’a yöneltilmiş bir kurutuluş, kardeşlik ve adalet çağrısı olduğunu belirten Turhan, “Milli Görüş sadece Asya’ya, Afrika’ya ya da Güney Amerika’ya değil, hem Avustralya’ya, hem Avrupa’ya hem de Kuzey Amerika’ya yöneltilmiş bir kurtuluş, kardeşlik ve adalet çağrısıdır. Çünkü Milli Görüş, Müslüman olsun ya da olmasın bu ülkede, bu coğrafyada ve bu gezegende insanca yaşamanın herkesin hakkı olduğunu ifade eden tek görüştür. Bugün dünyada insanlığa barış, huzur ve refah getirmek üzere kurulduğu söylenen üç yapı var:

1-Birleşmiş Milletler,

2-Dünya Bankası,

3-Uluslararası Para Fonu,

Bu üçlü yapı ırkçı emperyalizmin oyuncağı olmaktan öteye gidememiştir.

Bu üçlü yapı dünyanın yer altı ve yer üstü zenginliklerini fakir coğrafyalardan alıp kuzeyin zengin ülkelerine transfer etmenin ötesinde bir fonksiyon görmenin dışına çıkamamıştır.

Bu üçlü yapı yeryüzündeki adaletsizliği, zengin-fakir arasındaki uçurumu, yoksulluğu, yoksunluğu,  kan ve gözyaşını artırmanın dışında bir fonksiyon icra edememiştir.

Bugün feraset sahibi herkes biliyor ve anlıyor ki barışa, adalete, refaha teminat olacak diyerek kurulan bu üçlü yapı ancak ve ancak şunların teminatı olmuştur.

Birinci olarak bir terör devleti olan İsrail’in teminatıdır.

İkinci olarak bir sömürü ve temerküz aracı olan faize dayalı bankacılık sisteminin teminatıdır.

Ve son olarak da kendilerinden olmayan tüm insanlığı köleleştirmek isteyen Siyonizm düşüncesinin teminatıdır. Bugün Yemen’de yaşanılanlar tesadüf değildir.

Irak’ın, Libya’nın, Afganistan’ın içinde bulunduğu durum tesadüf değildir.

Cemal Kaşıkçı olayı, Suudi Arabistan’ın ABD’nin boyunduruğu altında oluşu tesadüf değildir.

Bugün Suriye’de yaşananlar tesadüf değildir.

Müslüman kanı akıtmaktan çekinmeyen taşeron terör örgütlerinin İsrail’e karşı tek bir kurşun sıkmamaları tesadüf değildir.

Bin yılı aşkın bir süredir kardeş olarak yaşayan bir milletin, ırk ve mezhep kavgalarının içine çekilmesi tesadüf değildir.

Coğrafyamızda işletilen süreç Büyük Orta Doğu Projesidir.

Varılmak istenen nokta Büyük İsrail Devleti’nin kurulmasıdır.

Bu projelerin ardında ırkçı emperyalizm ve Siyonizm vardır.

Bu şer odakları hedeflerine varabilmek için günün 24 saati, haftanın 7 günü,  yılın 12 ayı hiç durmaksızın çalışıyorlar” dedi. 

 

 

 

 

“Milli Görüş Bu Coğrafyanın Teminatıdır”

Ankara’yı Londra’ya, Paris’e, Washington’a, Tel-Aviv’e tekmil vermekten kurtarabilecek yegâne görüşün Milli Görüş olduğunu söyleyen Turhan, “Milli Görüş, Ankara’yı, Bağdat ile Şam ile Tahran ile Beyrut ile Kahire ile barış ve kardeşlik için bir masanın etrafında bir araya getirebilecek yegâne görüştür.

Ve Milli Görüş, bu coğrafyada akan kanın gerçek sebebinin ABD, AB ve İsrail olduğunu ifade edebilen yegâne görüştür.

ABD’de den, AB’den ve İsrail’den alınan talimatlarla varılacak yer tarihten silinmek olur.

Kimse kimseyi kandırmasın.

Irkçılık ve mezhepçilik yapmadan hak ve adalet ekseninde bir birlikteliği hedeflemeyen her çözüm arayışı çözülme sürecinin bir paçası olur.

Bu coğrafyanın parçalanmaya değil birliğe ihtiyacı vardır.

Birlik bir ırkın, bir mezhebin dayatılmasıyla değil hak ve adaletin tesis edilmesiyle olur.

Yaklaşık üç yüz yıldır yüzünü Batı’ya çevirmiş idarecilerin yaptıklarının sonucu ortadadır.

Yaklaşık yüz yıldır yürütülen inkâr ve asimilasyon politikalarının sonucu ortadadır.

Irkçılık karşı ırkçılığı doğurur.

Mezhepçilik karşı mezhepçiliği doğurur.

Biz aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz.

Aynı yağmurda ıslanıyoruz, aynı güneşte ısınıyoruz.

Hakkı üstün tutarak bir arada yaşamak mümkündür.

Yaşama hakkı, inanç ve düşünce hürriyeti, neslin korunması hakkı, alın korunması hakkı ve mülkiyet hakkı her insan içindir.

Milli Görüş, bir inancı herkese dayatmak değil, kişi hangi inançtan olursa olsun onun hak ve hukukunu korumaktır.

Bundan daha birleştirici, bundan daha kaynaştırıcı bir unsur olamaz.

İşte bu yüzden Milli Görüş bu coğrafyanın teminatıdır” şeklinde konuştu.

 

“ Gökdelen, AVM ve Rezidans Sayıları Artıyor”

Ülkemizin hızla toplumsal bir çöküşe doğru ilerlemekte olduğunu belirten Turhan, “Tarım ve hayvancılığın bitirilmesi, köyden kente göçü hızlandırmıştır.

Şehirlerimizin mahalle dokusu kentsel dönüşüm denilen bir süreç ile imha edilmektedir.

Türkiye büyüyor deniliyor.

Evet, göğe doğru yükselen bir kentleşme kastediliyorsa bu doğrudur.

Gökdelen, Rezidans ve AVM sayısı artıyor.

Ucube gökdelenlerle Bursa’nın nasıl mahvedildiğini görüyorsunuz.

Üretmeyen ama hızla tüketen bir toplum olma yolunda ilerliyoruz.

İthal teknoloji tüketimi artıyor. İthal gıda tüketimi artıyor. Hayvan yemi için bile ithalat yapıyoruz.

Bu kadar tüketimin olduğu yerde kredi ve kredi kartı kullanımı da artıyor.

Aileler çözülüyor, boşanma oranları artıyor.

Psikolojik tedavi alan insan sayısı artıyor.

Akıl ve ruh sağlığı hastaneleri %100 doluluk oranına ulaşmıştır.

Kullanılan antidepresan tüketimi %160 artmıştır.

Sadece 2016 yılında 37 milyon kutu antidepresan ilaç tüketilmiştir.

Alkol, uyuşturucu ve madde bağımlılığı artıyor.

Uyuşturucu kullanımı 11 yaşın altına düşmüştür.

Cinsel sapmalar ve cinsel hastalıklar artıyor.

Tutuklu ve hükümlü sayısı artıyor.

Cezaevlerinde 230 bin kadar tutuklu ve hükümlü var.

Denetimli serbestlik altında 330 bin yükümlü bulunuyor.

Suça sürüklenen çocuk sayısı her geçen dönem artıyor.

Huzurevlerinde kalan insan sayısı artıyor.

İntihar vakaları artıyor. 2017 yılında toplam 3069 intihar vakası olmuştur. Yani her 2 buçuk saatte bir intihar yaşanmaktadır.

Şimdi bu verilerin artması, sadece nüfus artışıyla izah edilmez. Çünkü bu sıkıntıların her birinin önceki yıllara göre oranları da kat kat artmaktadır” diyerek içerisinde bulunmuş olduğumuz vahametin bir kez daha altını çizmiştir.

 

“Bu Eğitim ve Gençlik Politikalarıyla Kendini Düşünen, Hazcı, Konformist ve Seküler Nesiller Yetişir”

Türkiye’de bir şeyler büyümektedir, ahlaki yozlaşma, toplumsal çürümüşlük, borca esir olma ve geleceğe dair kaygılar büyümektedir diyerek konuşmalarına devam eden Turhan, “Bu hükümetin eğitim ve gençlik politikalarında tek referansı kapitalist piyasa koşullarıdır.

Eğitim ve gençlik politikalarında rekabetçi acımasız kapitalist piyasa koşullarını referans almak bu coğrafyanın temellerini dinamitlemektir.

Böyle bir eğitim, ancak ve ancak kendini düşünen, hazcı, konformist ve seküler nesiller yetiştirir.

Böyle bir eğitim, kardeşlik kavramını hiç mi hiç anlamamış zihniyetler üretir.

Böyle bir eğitim, bir tarafta ihale peşinde, rant peşinde koşan kadrolar yetiştirirken, diğer taraftan her türlü hak arayışında kan dökmekten imtina etmeyen kitleler oluşturur.

Diğer taraftan ülkemiz bir asfalt-beton imparatorluğuna dönüştürülmüştür.

Üretmeden büyümenin, tüketerek büyümenin sıkıntılarını yaşıyoruz.

Saçları dökülmüş, kalbini besleyen iki damar tıkalı, karaciğerinde yağlanma olan bir insanı 16 yıl sonra görüyorsunuz, kendine saç ektirmiş, gayet yakışıklı olmuş ama onu yoğun bakıma kaldırmışlar, niçin? Ne kalbindeki tıkalı damarları açtırmış, ne de karaciğerindeki yağlanmanın çaresine bakmış. Üstelik bir de şeker hastalığına yakalanmış. Türkiye’nin durumu bu.

Yollar güzel değil mi? Elbette güzel gözüküyor. Saç ektirmişiz.

Kalp, karaciğer, böbrek iflas etmiş, üretim yok” dedi.

Hem ülkemizin kaynaklarını elden çıkarıyorlar hem de insanımızı köleleştiriyorlar diyen Turhan, “Bu ülkede Doğu Anadolu’nun, Güneydoğu Anadolu’nun, Karadeniz’in, İç Anadolu’nun, Ege’nin ve Akdeniz’in köyleri, küçük kasabaları, sistemli bir biçimde boşaltılıyor.

Tarım toprağını insansızlaştırılıyor, şehirdeki insanlar da kentsel dönüşüm adı altında kat karşılığı topraksızlaştırılıyor.

İnsanı topraksızlaştırmanın ve toprağı insansızlaştırmanın küresel sermayenin bu ülkeyi parsellemesi için olduğu aşikârdır.

Rahip Brunson, İsmet İnönü, kader mahkumuna af,  Andımız, CHP vesaire derken cebimiz boşlatılıyor, elimizde avucumuzda ne varsa alınıyor.

Ak Parti izlediği ekonomik politikalardan mutlaka vazgeçmelidir.

BU politikaları ister McKinsey fısıldamış olsun ister içerideki distribütörler ortaya koymuş olsun yanlış yanlıştır.

Tarım desteklenmeden,

Hayvancılık desteklenmeden,

Üretim maliyetleri düşürülmeden,

Emeğin karşılığı artırılmadan,

Yerli sanayi geliştirilmeden,

Transfer teknolojiden kurtulmadan,

İnovasyon ve AR-GE çalışmalarına yatırım yapılmadan,

Mesleki eğitim teşvik edilmeden,

En önemlisi adalet, barış, huzur ve özgürlük ortamı tesis edilmeden bu gidişat değiştirilemez” dedi.

 

“Onurlu Bir Yaşam Herkesin Hakkıdır”

Bir ağacın gölgesinden, bir derenin suyundan, bir sahilin kumsalından, bir şehrin manzarasından istifade edebilmek herkesin hakkı odlunu söyleyen Turhan, “Alın terinin el emeğinin karşılığı tehir edilemez

Bir gencin umutları tehir edilemez.

Bir yuvanın sıcaklığı tehir edilemez.

Özgürlük, adalet ve refah; her ırk, her renk ve her dil içindir.

Onurlu bir yaşam,  evine ekmek götürebilmek, üretimde ve kalkınmada pay sahibi olmak herkesin hakkıdır.

Özgür ve hak sahibi olarak doğan insanların özgür ve hak sahibi olarak yaşadıkları bir ülke ancak Milli Görüş iktidarı ile mümkündür.

Sömürü ve ranta dur diyen adil bir ekonomik düzen ancak Milli Görüş iktidarı ile mümkündür.

Akan kanın durması, dökülen gözyaşının dinmesi, parçalanmış bir coğrafyanın yeniden birleşmesi ancak Milli Görüş iktidarı ile mümkündür.

Toprakların yeniden bereketlenmesi, Anadolu’nun yeniden canlanması Milli Görüş kadrolarının yeniden iş başına gelmesi ile olacaktır.

Bini aşkın yılın bakiyesi dokusuyla, bağrındaki insanların doğasıyla barışık şehirlerin yeniden inşası elbette Milli Görüş kadrolarının yerel yönetimlerde iş başına gelmesiyle mümkündür” diyerek konuşmalarını sonlandırdı.

 


Facebook Twitter

Şubelerimizi ziyaret edin!

Anadolu Gençlik Derneği şubelerinde sizi bekliyor.


12 Mayıs

Dünya Kudüs Günü

00:00
08 Nisan

Grafik Tasarım ve Baskı Süreçleri Eğitimi

00:00
21 Aralık

Kantin Buluşmaları

00:00
20 Kasım

Asr-ı Saadet Dersleri

00:00
13 Kasım

Dünyamızın Hali Resim Sergisi

00:00

Yukarı