image

Kavram Olarak Hak- Batıl

Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Şube Kadın Kolları ve Üniversite Komisyonu Hak - Batıl Mücadelesi konulu eğitimde AGD ve MGV Genel Başkanı Salih Turhan Tarafından gerçekleştirildi. İki kelimeyi önce kavram olarak ele alarak değerlendiren Turhan, “  Hak kavramı, Kur'ân'da en fazla kullanılan kavramlardandır. Kur'ân'da türevleriyle beraber 287 defa geçmektedir. Kavram olarak hak; Kitap ve sünnete muvafık düşen her şeydir. Bu tanım bile hakkın ne ka­dar kapsamlı bir kavram olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü ‘Kitab ve sünnete muvafık olan şey’ tanımı inanç, tevhid, iba­det, ilim tahsili, mücahede, iyiliği emretme, kötülükten sakındırma, doğruluk, adaletle hüküm verme v.s tüm meşru eylemleri kap­sar. Batıl, her hayır, iyilik ve güzelliği ifade eden hakkın zıddı olduğundan, onun anlam kapsamı da çok geniştir. Batılın oldu­ğu yerde hakkın, hakkın olduğu yerde de batılın yeri olmaz. Bundan hareketle batıl kavramını şöyle tanımlamak mümkün olur: Batıl, hakkı iptal gayesiyle yapılan her iş, san'at ve gaye­siz eylemdir. Batıl, Allah için olmayan her şeydir. Kur'ân ve sünnete aykırı düşen şeydir. Merhum S. Kutub şunları der: ‘Ne tuhaftır ki bugün İslâm'a kar­şı çıkanlar, geçmiş batıl fırkalardan başkaları değildir. Bir kısmı beynelmilel Siyonizm ismi altında, diğer kısmı haçlılar ismiyle, bir kısmı da beynelmilel komünizm namı altında İslâm'a karşı durmaktadırlar.’ Bu gün mensubu olduğumuz Milli Görüş Teşkilatı her zeminde batılın aynı hedefi gözettiğini açıkça ifade etmiştir” dedi.

“İmanı Korumak Büyük Bir Mücadeleyi Gerektirmektedir”

Hak- Batıl mücadelesini insanın geçmişi kadar eski olduğunu hatırlatan Turhan, “Bu mü­cadele, insanın nefsinde hayır-şer, melek-şeytan mücadelesi şeklinde olduğu gibi; ferdin fertle, cemaatlerin başka cemaatler­le ve milletlerin birbirleriyle mücadelesi şeklinde de karşımıza çıkmaktadır. Kalbin bir şeyi doğrulaması olarak tanımlanan iman dahi çeşit­li merhalelerde yapılan mücadele sonucu elde edilir. İmanın önündeki sayısız engeller ciddi bir mücadele gerektirir. İmanı koruyabilmek için karşımıza çıkacak olan nefis, insî ve cinnî şeytanların mücadelesinde başarılı olmak gerekir. İman ettikten sonra da mücadele daha çetin bir durum arzetmektedir. İmanı korumak büyük bir mücadeleyi gerektirmektedir. Şeytan son nefese kadar imanı zedelemek için mü'minlerle bir mücade­le içerisindedir. Bundan dolayı, hak-batıl mücadelesi kadar ha­yatımızın her dönemini kuşatan başka bir olgu yok gibidir. Pey­gamberlerin gönderiliş hikmetlerinden birisi de insanlara hak ve batılı öğretmektir” diye konuşmalarına devam etti. Kur'ân'da yüzlerce ayette geçen "mücahede", hakkı gerçekleştir­mek ve batıla son vermek için emredildiğinin altını çizen Turhan, “Kur'ân'ın bü­yük bir bölümünü oluşturan kıssalar da tarih boyunca meydana gelen hak-batıl mücadelesini ortaya koyarak, bu sayede İslâm toplumunun moralini takviye edip onlara mücadele yöntemini göstermektedir. Yaratılışımızın gayesi hak mücadelesinde yerimizi almayı gerektirmektedir. İslâm toplumunun içinde bulunduğu önemli krizlerden biri­si kuşkusuz ki dağınıklık ve bölünmedir. Bu önemli toplumsal problemin temelinde hak ölçüsünün ortaya konulmamış olduğu­nun yattığı kanaatini taşıyoruz. Hak ölçüsünün ortaya konulma­sı ve bu çerçeve de çözümler üretilmesinin problemlerin çözü­münü kolaylaştıracağı muhakkaktır. İslâm'ın öngördüğü mücadele, Hegel'in iddia ettiği gibi yal­nız rasyonel platformda, Marks'ın da dediği gibi sınıflar arası kavga ve çekişmelerden ibaret değildir. O, psikolojik, ideolojik, sosyolojik, inanç, kültürel, siyasi, ekonomik ve uluslararası platformlarda kendini gösteren rabbani ve kutsal bir harekettir” diyerek önemli açıklamalarda bulundu.

Batıl Kendinden Başkasına Asla Tahammül Edemez

Tarih boyunca batılın taklitleri ve batılın gayesi olacağını belirten Turhan, “Batılın yöntemi akıl ve düşünce meselesi olan inanmanın bile kendi tekelinde olmasını ister. Aksini yapanlara en çirkin biçim­de tehditler savurur. Batıl taraftarlarının yanlış davalarım başa çıkarmak için her imkânı finanse etmekten de geri durmazlar. Tarih boyunca batıl ta­raftarlarının peygamber ve davetçilere karşı uyguladıkları yön­tem bunun en bariz örneğidir. Tüm bunlarla beraber M.Gadban'ında ifade ettiği gibi, kanı­mızca batılın mücadele yönteminde göze çarpan en büyük özellik, batılın kendinden başkasına asla tahammül etmemesidir. Batıl hakkın varlığına asla tahammül etmez. Hatta hak ona hiç de ilişmezse bile ona hayat hakkı vermek istemez. Hakkı yok et­meye ve onu ortalıktan silmeye çalışır. Netice olarak; batılın mücadele yönteminin yalan, işkence, hakka tahammül etmeme ve cehalet üzerine bina edildiğini söyleyebiliriz” dedi.

“Milli Görüş Teşkilatları Batılın Hedef ve Gayeleri Önündeki En Büyük Cepheyi Teşkil Etmektedir”

Sonuç olarak Resulullah (s.a.s)’tan sonra da mücadelenin her yönüyle devam ettiğini belirten Turhan, “Yeryüzünde tek mü’min kalsa bile bu mücadele devam edecektir. Mü'min'in mücadele edeceği insan kalmasa bile, nefis, hevâ ve şeytan ile sürekli mücadele halindedir. Batıl ile yapılacak mücadelenin kıyamete kadar devam ede­ceğini şu hadis haber vermektedir: ‘Mücahede, kıyamete kadar de­vam edecektir Batıla karşı mücadele verecek topluluğun da bu­lunacağını Resulullah (s.a.s) haber vermiştir: Ümmetimden bir topluluk kıyamete kadar hakta sebat etmeye devam edecektir. Onlara, muhalifleri zarar veremeyecektir.’ Batıl günümüzde de bir çok cephede de savaş açmıştır. Bu cephelerden bazıları şunlardır;  Siyonizm cephesi, Oryantalist cephesi, Misyonerlik cephesi, Dünya emperyalizmi, Komünist ve Sosyalist cephe, Onların yerli işbirlikçilerine karşı mücadeleye devam etmektedir. Batıl günümüzde bu cephelerde verdiği mücadeleyle genel olarak şunları hedeflemektedir;

1-Müslümanları İslâm'dan koparmak, Müslümanları Yahudileştirme veya Hıristiyanlaştırmak. Durum zorlaşınca da onları, İslâm'dan uzaklaştırmaya çalışmaktadırlar.

2- İslâm'a karşı cepheler oluşturmak. Bunun için de bazı kuklalar yetiştirmek,

3- İslâmi faaliyetlerin önüne geçmek,

4-Özellikle eğitim kurumlarını ele geçirmek,

5-Medyayı kontrollerine geçirmek,

6- Müslümanlar arasına, ihtilaflar ve çeşitli entrikalar sok­mak, birliklerini bozmak,

 7-Kur'ân'ın Allah katından indirildiğine dair şüpheler yay­mak,

 8-Resûlullah (s.a.s)'ın şahsiyetini lekelemeye çalışmak,

 9-Müslümanların şahsiyetlerini rencide etmeye çalışmak,

 10-Müslümanların tarihini lekelemeye uğraşmak,

 11-İslâm'ın kılıçla yayıldığı imajını vermek,

 12- İslâm'ın Araplara indiğini ve onlara has olduğunu işleme­ye çalışmak,

 13-İslâm'ın zaman aşımına uğradığını, dolayısıyla da çağa hitab edemeyeceğini ve çağdışı kaldığını işlemek

 14-Dinin vicdan işi olduğunu, dünya ve idareyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığım savunmak,

 15-Batının, her konuda güçlü olduğunu, İslâm'ın da çağın gerisinde kaldığını empoze etmek,

 16-Kur'ân dili olan Arapçayı kaldırmak, onu gericilik unsu­ru addetmek,

17- Tüm bu hedeflerin neticesinde de müslümanların maddi ve mânevi zenginliklerini, hürriyetlerini, değerlerini sömür­mek

Tarih boyunca batıla karşı mücadele verenler olduğu gibi günümüzde de Milli Görüş Teşkilatları batılın hedef ve gayeleri önündeki en büyük cepheyi teşkil etmektedir. Bu nedenle batılın saldırı, karalama kampanyası, tehdit, iftira, kapatma, yok sayma, alaya alma, bölme ve parçama gibi birçok taktiğine muhatap olmaktadır. Ancak hak ve batıl mücadelesi kıyamete kadar devam edeceğinden Hak cephesinin en güçlü kanadı Milli Görüş Teşkilatı da varlığını ve mücadelesini sürdürecektir” diyerek konuşmalarını sonlandırdı.


Facebook Twitter

Şubelerimizi ziyaret edin!

Anadolu Gençlik Derneği şubelerinde sizi bekliyor.


12 Mayıs

Dünya Kudüs Günü

00:00
08 Nisan

Grafik Tasarım ve Baskı Süreçleri Eğitimi

00:00
21 Aralık

Kantin Buluşmaları

00:00
20 Kasım

Asr-ı Saadet Dersleri

00:00
13 Kasım

Dünyamızın Hali Resim Sergisi

00:00

Yukarı