image

Toplantıda konuşan Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ve Milli Gençlik Vakfı (MGV) Genel Başkanı Salih Turhan, “ Dünya adil yönetilmiyor. ABD, dünyanın jandarmalığına soyunmuştur. ABD için asıl amaç, kendi çıkarlarının ve güvenliklerinin korunması olmuştur. Doğada çöp üreten tek varlık insandır. Elli yıl önce evlerimizde çöp üretmezdik. Ambalajlı yiyeceklerimiz, plastik poşetlerimiz ya da kullanılmaz hale gelmiş cep telefonu bataryalarımız yoktu. Bin yıl önce yapılmış, bin beş yüz yıl önce yapılmış taş bir binanın tüm taşları yeniden kullanılabilir.

Ahşap bir binanın çok yıpranan kısımları sökülüp talaş haline getirilir, yakılabilir.

Ama beton bir bina moloz olacaktır. Dünyanın en zengin 8 kişisinin toplam serveti en yoksul 3 milyar 600 milyon insanın servetinden daha fazladır. 825 milyon insan açlıkla karşı karşıyadır. Bırakın 7-8 milyar insanı dünyada 17 milyar, 27 milyar, 37 milyar insana yetecek miktarda biyokütle vardır” diyerek çarpıcı açıklamalarda bulundu.

 

“Dünyevi Nimetler Müslümanları Gerçeklikleri Görmelerini Engellemiştir”

Geçtiğimiz hafta Muharrem ayına girdiğimizi dile getiren Turhan, “31 Ağustos, 1 Muharrem 1441 idi. Önümüzdeki pazartesi günü 10 Muharrem Aşure günü. 10 Muharrem günü aynı zamanda unutulmaması gereken bir olay olan Kerbela Faciasıdır. Hicri 10 Muharrem 61, miladi 10 Ekim 680 tarihinde bugün Irak topraklarında kalan Kerbela Şehrinde unutulmaz bir acı yaşanmıştır. Kerbela olayında Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 yakının Yezid tarafından şehit edilmiştir. Müslümanların gözünü iktidar hırsının bürümesi, Müslümanları sevgiden, merhametten, kardeşlikten ve adaletten uzaklaştırmıştır. Dünyevi nimetler Müslümanları gerçeklikleri görmelerini engellemiştir” diyerek Kerbela Faciası’nı özetledi.

“ABD İşkencenin Patronudur”

Dünyanın adil yönetilmediğini söyleyen Turhan, “İslam coğrafyası parçalanmış bir vaziyette ve Müslümanlar bir kriz yaşıyor. Uluslararası spor müsabakaları, müzik yarışmaları, sinema ödülleri dünyanın bir kriz yaşadığı gerçeğini değiştirmiyor. Hem insanlığın hem de Müslümanların yaşadığı kriz birden çok boyuttadır. Bu krizden çıkabilmenin yolu, krize bir çözüm üretmenin yolu, öncelikle krizin varlığını kabul etmekten ve krizin ne olduğunu tüm boyutlarıyla görmekten geçmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD, dünyanın jandarmalığına soyunmuştur. Amerikalılara göre tüm dünyanın gözü onların üzerindedir,  bu yüzden de ‘tepenin üzerindeki bir şehir’ gibi olduklarını düşünürler. Kendilerini "dünyada tanrının şehrini" kurmakla görevli bir millet olarak görürler. Amerikalılar için ABD,  dünyadaki en iyi yönetim ve değerler sistemine sahiptir ve insanlığın ancak bu değerleri kabul ederse, barışa ve huzura kavuşabilir. Bu inanışa sahip Amerikalılar, insan hakları kavramını dış politikalarının ayrılmaz bir parçası haline getirmişlerdir. Fakat insan hakları ABD için bir amaç değil bir araç olmuştur.  ABD için asıl amaç, kendi çıkarlarının ve güvenliklerinin korunması olmuştur. Dünyaya seslenirken ‘İnsan hakları, özgürlükler ve demokrasi’ diyen ABD, kendi çıkarları için askeri müdahaleleri, şiddet eylemlerini, işkenceyi, diktatörlere destek olmayı bir araç olarak kullanmaktan çekinmez. İnsan hakları, özgürlükler ve demokrasi diyen ABD, işkencenin patronudur” dedi.

 

 

“Asfalt Moloz Olacaktır”

Doğada çöp üreten tek varlığın insan olduğunu vurgulayan Turhan, “Elli yıl önce evlerimizde çöp üretmezdik. Ambalajlı yiyeceklerimiz, plastik poşetlerimiz ya da kullanılmaz hale gelmiş cep telefonu bataryalarımız yoktu. Şimdi bırakın ambalajı, poşeti, bataryayı, bizzat şehirlerimizin kendisi bir kirlilik.

Bin yıl önce yapılmış, bin beş yüz yıl önce yapılmış taş bir binanın tüm taşları yeniden kullanılabilir.

Ahşap bir binanın çok yıpranan kısımları sökülüp talaş haline getirilir, yakılabilir.

Ama beton bir bina moloz olacaktır.

Ankara’nın, İstanbul’un, Bursa’nın yeni yapılmış binalarının neredeyse tamamı betondur. Bunlar yetmiş yıl sonra hafriyat olacaktır. Bu hafriyat nereye dökülecektir?

Toprağın ve suyun kirletilmesi, kullanılmaz hale getirilmesi, ekosistemin bozulması, yeryüzünde çıkarılan ifsatlardan biridir. Ayrıca 1 km raylı sistem yolun maliyeti 1 km asfalt yolun maliyetinin 6’da biri kadardır. Asfalt moloz olacaktır, raylı sistemdeki demir aksam tekrar tekrar kullanılabilir. Tarım arazisine şehir kurmak toprağı kullanılamaz hale getirmektir.

Bir ucundan diğer ucuna yürüme mesafesinden çok çok fazla devasa şehirler inşa etmek, şehir çeperlerini yerleşime açmak, yeşil alanları yok etmek, bunların hepsi problemdir, bir kriz sebebidir. Sanayi devrimi, insanın artan doğayı dönüştürme yeteneği, yapıların, şehirlerin ve araçların doğaya savaş ilan ederek yapılması, artan enerji ihtiyacı, enerjinin fosil yakıtlardan karşılanması, akarsulara kurulan HES’ler, barajlar, göletler, milyonlarca yılda oluşmuş doğal çevrenin, faunanın (hayvan topluluğu) ve floranın (bitki topluluğu) değiştirilmesi gibi faktörleri alt alta koyduğumuzda insan iklim olaylarına da müdahale eder hale gelmiştir.

” diyerek çevre kirliğine dikkat çekti.

 

“825 Milyon İnsan Açlıkla Karşı Karşıyadır”

 

Dünyanın en zengin 8 kişisinin toplam serveti en yoksul 3 milyar 600 milyon insanın servetinden daha fazla diyen Turhan, “ O tarihte en zengin 8 kişinin toplam serveti 426 milyar dolar, en yoksul 3 milyar 600 milyon kişinin serveti 409 milyar dolardır. 825 milyon insan açlıkla karşı karşıyadır. Bırakın 7-8 milyar insanı dünyada 17 milyar, 27 milyar, 37 milyar insana yetecek miktarda biyokütle vardır. Ancak insanları aç bırakmak, işsiz bırakmak küresel finans sisteminin bir stratejisidir. En tehlikeli işleri yapan insanlar en düşük ücretleri alan insanlardır. Birilerin açlığını, işsizliğini görenler düşük ücretlere tehlikeli işlerde çalışmaya mecbur kalmaktadır. Birileri de para satarak dünyayı avuçlarının içinde yönetmektedir. Mekanizma para satanların para içinde yüzdüğü, çalışanların kendi terlerinde boğulduğu bir mekanizmadır” diyerek yaşanan gelir dağılımındaki adaletsizliği dile getirdi.

 

Müslüman Bütün İnsanların Haklarını Gözetir

Maalesef hem dünyada hem de İslam coğrafyasında milyonlarca insan her gün hak ihaleleri yaşamakta olduğunu dile getiren Turhan, “İnsanların kendilerini ifade etmelerinin kısıtlanmasından tutunuz tedavi haklarına kadar birçok hakları gasp edilmektedir. İnsanlar görünür /açıklanabilir sebepler olmaksızın, kaçma ya da delilleri karatma ihtimalleri yokken dahi, tutuklanmakta aylarca, yıllarca hâkim karşısına çıkarılmadan bekletilmektedirler. Maalesef dünyanın birçok ülkesinde kötü muamele ve işkence vardır. Anadilde eğitim hakkı verilemeyen insanlar vardır. İbadet hakkı verilmen insanlar vardır. Kendi ülkelerinde yok sayılan insanlar vardır. Müslüman sadece Müslümanların hakkını gözetmez, Müslüman olsun ya da olmasın bütün insanların haklarını gözetir” diyerek konuşmalarını sonlandırdı.

 


Facebook Twitter

Şubelerimizi ziyaret edin!

Anadolu Gençlik Derneği şubelerinde sizi bekliyor.


11 Ocak

Hak ve Adalet Konferansı

19:30
12 Mayıs

Dünya Kudüs Günü

00:00
08 Nisan

Grafik Tasarım ve Baskı Süreçleri Eğitimi

00:00
21 Aralık

Kantin Buluşmaları

00:00
20 Kasım

Asr-ı Saadet Dersleri

00:00

Yukarı