image

Anadolu Gençlik Derneği Bölge, Şube ve İlçe Başkanları Toplantısı ikinci gününde Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Genel Başkan Yardımcısı Cafer Güneş’in katılımlarıyla gerçekleştirildi.

 Karamollaoğlu’nun salona gelmesi salondaki coşku ve heyecan üst seviyeye çıktı. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cafer Güneş’in selamlama konuşmasıyla başlayan toplantıda Temel Karamollaoğlu gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

“Bugün Kainat Doğru Anlaşılamamaktadır”

Bugün dünden çok farklı bir dünyada yaşıyoruz diyen Karamollaoğlu, 21.yüzyılın bundan önceki yüzyıldan biraz farklı diyerek konuşmalarını sürdürerek şunları söyledi, “ Son zamanlarda dünyada birçok değerler sorgulandı. Birçok değerler aşındırıldı. Bununla birlikte dünya bir kargaşa ortamına doğru hızla sürükleniyor. Bu gidişatın içerisinde gözünü açan, etrafına bakan, yanlışları gören ve idrak eden bu durumun mutlaka düzeltilmesi gerekiyor diyen bir nesil var. İşte bu nesil Anadolu Gençliktir, Milli Gençliktir. Sizler bu gidişatı doğru istikamete sevk edecek nesilsiniz. İmkanlar değişti. İmkanlar değiştiği için internet ortamında dünyanın bir köşesinde meydana gelen hadiseleri anında takip etme imkanına sahipsiniz. Aynı zamanda bu mecraları kullanan ve kendilerine göre dünyayı farklı istikamete sevk etmek isteyenler var. Öyle gruplar meydana geldi ki dünya artık insanlara dar gelmeye başladı. Artan nüfusun mutlaka önünü kesmek gerekir. Daha sağlıklı bir hayat yaşayabilmek için de yol bulmamız icap eden diyenler var. Bunlar kendi çirkin emellerini ulaşabilmek için bütün insanlığı ifsat etmekten, bozmaktan ve dejenere etmekten hiç imtina etmezler. En çok gayret gösterdikleri ise aslında bugün kainatın doğru anlamda anlaşılmasına engel olmaktır” dedi.

“Mücahede Hakkı Hakim Kılmak İçin Yapılan Mücadelenin Adıdır”

Dini insanların kendi nefislerini tatmin etmek için zayıflıklarını ve güçsüzlüklerini ortaya koymak için icat edilmiş bir şeymiş gibi algılatmaya çalışanlar var olduğuna değinen Karamollaoğlu, “ Bu durum toplumda inanca karşı bir duyarsızlık meydana getiriyor. Deizm ve ateizm denilen bir hastalık var. Deizm bir varlığa inanıyor ama kim olduğunu bilmiyor. İrtibatımız var mı bilmiyor. Dine inanmıyor. Ateizm ise yaratıcı olarak bir varlığı da reddediyor. İlim kendiliğinden oluşmuş gibi bir görüş belirtiyor. Çünkü ilimde o kadar detay var ki bunu bir kişinin yaratabilmesi mümkün değil gibi bir kanaate sahip oluyorlar. Yaşadığımız dünyada barışın huzurun ve adaletin tecelli edebilmesi için bizim günlük hayatımızı şekillendiren kaide ve kuralları Allah Kuran’ı Kerim’inde emretmiş peygamber efendimiz de onun güzel bir örneğini de bize göstermiştir.  Bir toplumda barışın ve huzurun olmasının ilk şartı adaletin tesisidir. Adalet olmadan toplumda huzur olmaz. Alnını bir insan secdeden kaldırmasa ama alnını secdeden kaldırdıktan sonra sakince gidip bir koltuğa oturup fetva isteyenlere yanlış fetva verirse toplumda kargaşaya sebep verir. Onun için biz adil olmalıyız. Adaleti hakim kılmakla mükellefiz. Zaten toplumdaki bütün mücadele bunun için yapılır. İşte bu mücadelenin adına da mücahede denir. Mücahede hakkı hakim kılmak için yapılan çalışmanın adıdır. Ülkeleri fethetmek için yapılmaz. Ülkeleri fethetmek için yapılan mücahede değil savaştır. Onun mücahede olabilmesi için hakkı hakim kılmak için yapılabilmesiyle mümkündür” diyerek dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

İnsanlara Hayvanlara ve Ekolojiye Karşı Sorumluluğumuz Var

Allaha karşı görevlerimizi yerine getireceğiz diyen Karamollaoğlu, aynı zamanda da Allahın yaratmış olduğu her şeye insana, hayvana, bitkiye ve doğaya karşı da şefkatle yaklaşacağız diyerek şunları söyledi, “ Şefkat yarattıklarının ihtiyaçlarını yerine getirmektir. Onu başka sıkıntılardan kurtaracak bir çabanın içine girmektir. Komşumuz açken biz tok yatmayacağız. Bir yerde ekolojiye zarar veriliyorsa onu önlemek için mücadele vereceğiz. O zarardan ekolojinin zararsız bir biçimde ya da en az zararla çıkmasını sağlayacağız. Şefkatle muamele etmek bazen karşımızdaki insanın canını yakabilir. Bir hakimin hükmettiği zaman suçluyu cezalandırması da şefkatin neticesidir. Çünkü o ceza neticesinde insan uyanarak gerçekleri ve hakikati görebilir. O yüzden biz bu yaptığımız mücadelede insanlara, hayvanlara ve ekolojiye karşı bir sorumluluğumuz var. Bizler topluma yaklaşırken toplumla olan ilişkilerimizi güçlendirmemiz için bir barış ortamına ihtiyacımız var. Allah insana aklını vermiş. Akıl büyük nimettir. Biz aklımızı kullanarak toplumda Allah’a olan yaklaşımın düzelebilmesi için toplumun barış ve huzur ortamına kavuşabilmesi için kavganın dinip adaletin tesis edilebilmesi için uymamız gereken birtakım emirler var. Allah aklı vermiştir ama dinde zorlama yoktur demiştir de aynı zamanda. Kimseyi zorla Müslüman yapma diye bir görevimiz yoktur. Bizler toplumda bu meselelerin rahat konuşabileceği herkesin tebliği rahat yapabileceği herkesin de kendi inancına göre rahat yaşayabileceği bir ortamı oluşturmak bizim görevimizdir. Biz ibadetlerimizi yapmakla sorumluyuz. Ama bu Allah ile bizim aramızda bir meseledir” dedi.

“Müzakere Ortamıyla Yanlışlıklar Ortaya Konularak İnsanların Doğruyu Görmesi Sağlanabilir”

Bugün ülkemizde oluşması gereken ilk şartın kavganın, kaos ortamının ve kutuplaşmanın ortadan kalkması gerek diyen Karamollaoğlu, biz kaosu kutuplaşmayı ortadan kaldırmazsak konuşup anlaşamayız diyerek konuşmalarına şöyle devam etti, “Kavga ortamında herkes kendi yanındakinin kendi dostunun savunucusu olur. Düşünmeyi değil birilerine karşı infial göstermeyi hemen saldırmayı tercih eder. Kaos ortamında doğru düşünülemez. Doğru düşünülemez ise doğru karar alınamaz. Doğru karar almaz yanlış karar alıp bir de onun icraatında bulunursan toplumda sürekli bir kargaşa hali meydana gelir. Onun için ilk meselemiz bu toplumda huzurun ve barış ortamının tesis edilmesi. İnsanlar farklı düşünce içerisinde olabilirler, farklı tercihlerde bulunabilirler, o tercihler onlara da ülkeye de zarar verebilir. Ama biz bunu müzakere edecek bir ortam olursa ancak o ortamda yanlışları ortaya koyabiliriz. Böylelikle de insanların gerçekleri görmelerini sağlayabiliriz” diye konuştu.

“İnanç, Düşünce ve Mal Mülk Özgürlüğü Koruma Altına Alınmalı”

 Barış ortamı sağlandıktan sonra da birtakım özgürlüklerin koruma altına alınması gerekmekte olduğunun altını çizen Genel Başkan Karamollaoğlu, “ İnanç özgürlüğü temel özgürlüklerin başındadır. Allah bile insanlara dinde zorlama yoktur diyorsa özgürlüklerin zirvesi inançtır. Biz kimseyi kendimiz gibi düşünmeye ve inanmaya zorlayamayız. Hepimiz düşüncelerimizi ifade etmekte özgür olmalıyız ki varsa bir yanlış onu düzeltebilelim. Onun için fikir özgürlüğünün, inanç özgürlüğünün mutlaka tesis edilmesi lazım. Hatta bugün öyle bir noktadayız ki mal mülk özgürlüğünün de tesis edilmesi gerekmektedir. Peki, bu ne ile sağlanacak?  Adaletle sağlanacaktır. Bunun için özgürlüklerin hemen arkasından gelen şey ise adaletin hakiki manada tesis edilmesidir. Adalet yürütmenin emrinde olduğu sürece adalet olmaz. Zulüm vesilesi olur. Adalet tamamen yürütmeden bağımsız olmalı yeri geldiği zaman devlet yöneticilerini de mahkeme edecek bir güce sahip olmalı. Hz Ömer (r.a)’in karşısına çıkmışlar, seslerini yükseltmişler. Bir muharebeden sonra gelen ganimetler arasında bize yetecek bir elbiselik hiç çıkmadı sen ise bir elbise giymişsin dediler. Onun üzerine Hz. Ömer (r.a) oğlunu işaret ederek ayağa kalk açıkla bu durumu dedi. Oğlu ise ben kendimi hissemi babama verdiğim için o böyle bir elbiseyi dikebildi dedi. Basit gibi geliyor ama Hz. Ömer halklar önünde hesap verdi. Hz Ömer kalkıp sen benden nasıl hesap sorarsın diye azarlamamış. Toplumun içinde ikna etmiş aynı zamanda topluma da örnek olmuştur. Her kavram zıddıyla bu dünyada vardır. O yüzden adaletin zıddı da zulümdür” diye konuştu.

 

 


Facebook Twitter

Şubelerimizi ziyaret edin!

Anadolu Gençlik Derneği şubelerinde sizi bekliyor.


11 Ocak

Hak ve Adalet Konferansı

19:30
12 Mayıs

Dünya Kudüs Günü

00:00
08 Nisan

Grafik Tasarım ve Baskı Süreçleri Eğitimi

00:00
21 Aralık

Kantin Buluşmaları

00:00
20 Kasım

Asr-ı Saadet Dersleri

00:00

Yukarı